Ana Sayfa Hakkımızda Hizmetler Ödüller Ekip Yayınlar Kariyer İletişim TÜRKÇEENGLISH Devin Patent — İstanbul
Telif Hakkı/Yayınlar

İşyerinde Abonelikli Müzik Uygulamasından Yayın ve Ceza Sorumluluğu: Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 05.05.2026 Tarihli Kararı

Playing Music from a Subscription App on Business Premises and Criminal Liability: The Decision of the 7th Criminal Chamber of the Court of Cassation of 5 May 2026
Yazarlar
Uğurcan TekinUğurcan Tekin
Yayım15 Ekim 2026
Okuma süresi15 dk
← Tüm Yayınlar
KategoriTelif Hakkı
Yayım15 Ekim 2026
Yazarlar
Uğurcan TekinOrtak
Bu yazıda
Telif hukukuUmuma açık mahalde temsilAbonelikli müzik uygulamalarıFSEK m. 71
Anılan kararlarYargıtay 7. CD, 05.05.2026, E. 2025/4040, K. 2026/5401
ÖzetSummary

İşbu makale, bir kafede aylık abonelik ücreti ödenen müzik uygulaması üzerinden yapılan yayının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (“FSEK”) 71 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğunu kabul eden Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 05.05.2026 tarihli ve E. 2025/4040, K. 2026/5401 sayılı kararını incelemektedir. Daire, işletmecinin abonelik ücreti ödemekle telif bedelini de ödemiş olduğu yönündeki savunmasını kabul etmemiş, radyo ve televizyon yayınlarında kastın bulunmadığına ilişkin içtihadın abonelikli uygulamalara uygulanamayacağını belirtmiş ve mahkûmiyeti oy çokluğuyla onamıştır. Karşı oy ise esasa değil, delillerin elde edilme biçimine ilişkindir. Makalede kararın gerekçesi, dayandığı içtihat çizgisi ve işletmeler bakımından doğurduğu sonuçlar ele alınmaktadır.

Kilit sonuç · Key takeaway

Kararda belirleyici ölçüt, işletmecinin çalınacak parçayı görme, seçme ve değiştirme imkânıdır. Abonelik ücretinin ödenmesi, umuma açık mahalde temsil için gerekli iznin yerine geçmemektedir.

Yayın akışını kim belirliyor: müzik kaynağına göre Yargıtay kararlarıŞema 1
Radyo yayınıYCGK 28.01.2020 · akışı yayın kuruluşu belirler · somut olayda kast bulunmadığı kabul edildi
Bilgisayarda depolanmış dosya7. CD 21.10.2021 · akışı işletmeci belirler · suçun unsurları oluştu
Video paylaşım platformu (YouTube)7. CD 29.11.2021 · akışı işletmeci belirler · kast kabul edildi (TCK m. 21)
Abonelikli müzik uygulaması · incelenen karar7. CD 05.05.2026 · akışı işletmeci belirler · radyo içtihadı uygulanmadı, mahkûmiyet onandı
Ölçüt: sonraki parçayı görme, seçme ve değiştirme imkânıkaynağın türü değil, yayın akışını kontrol imkânı belirleyicidir

Kafe, restoran, mağaza ve spor salonu gibi işletmelerde müzik yayını çoğunlukla bir telefon veya tablete yüklü müzik uygulaması üzerinden yapılmaktadır. Bu uygulamaların önemli bir kısmı aylık abonelik ücretiyle kullanılmakta ve abonelik ücretinin ödenmesi, işletmeciler arasında müzik kullanımının bedelinin de ödendiği şeklinde anlaşılabilmektedir. Kanaatimizce kanuni sistem bakımından durum bundan farklıdır. Bireysel abonelik, kural olarak aboneye müziği kişisel olarak dinleme imkânı vermekte, işyerindeki müşterilere dinletme iznini kapsamamaktadır.

FSEK'in 24 üncü maddesi, bir eserden doğrudan doğruya yahut işaret, ses veya resim nakline yarayan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkını münhasıran eser sahibine tanımaktadır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre eser sahibi bir meslek birliğine üye ise temsil hakkı, yetki belgesinde belirttiği yetkiler çerçevesinde meslek birliğinin yazılı izni olmadan diğer gerçek ve tüzel kişilerce kullanılamamaktadır. Kanunun 80 inci maddesi ise icracı sanatçılara, fonogram yapımcılarına, film yapımcılarına ve radyo-televizyon kuruluşlarına bağlantılı haklar tanımaktadır. Umuma açık mahallerde müzik kullanımı ayrıca 41 inci maddede düzenlenmiştir.

Kanundaki düzenlemeStatutory provision

FSEK'in 41 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Girişi ücretli veya ücretsiz umuma açık mahaller; eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanım ve/veya iletimine ilişkin 52 nci maddeye uygun sözleşme yaparak hak sahiplerinden veya üyesi oldukları meslek birliklerinden izin alır ve sözleşmelerde yazılı malî hak ödemelerini bu madde hükümlerine göre yaparlar.”

Bu izin alınmadan yapılan kullanım iki ayrı sonuç doğurmaktadır. Hukuk yönünden hak sahibi, FSEK'in 68 inci maddesi uyarınca sözleşme yapılmış olsaydı isteyebileceği bedelin veya rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını talep edebilmektedir. Ceza yönünden ise FSEK'in 71 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi, bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezası öngörmektedir. Bu suçtan soruşturma ve kovuşturma yapılması FSEK'in 75 inci maddesi uyarınca şikâyete bağlıdır.

01
Olay ve Yargılama SüreciThe Facts and the Proceedings

Olay, iki meslek birliği vekilinin Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına başvurusuyla başlamıştır. Şikâyet dilekçesinde, bir kafede meslek birliklerinin repertuvarında bulunan icra, fonogram ve yapımların izin alınmaksızın umuma iletildiği ileri sürülmüştür. Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla kolluk görevlileri, katılan vekili ve bilirkişi işyerinde tespit yapmıştır. Tespite göre müzik, işletmedeki tablete yüklü bir uygulama üzerinden ve tabletin bluetooth özellikli bir amfiye bağlanmasıyla çalınmaktadır. Bir program aracılığıyla yapılan tespitle, saat 15:52'de ve 15:56'da iki ayrı eserin müşterilerin kullandığı kapalı alanda çalındığı belirlenmiştir.

TarihMerciİşlem ve sonuç
23.12.2022Muğla Cumhuriyet Başsavcılığıİki meslek birliği vekilinin şikâyet dilekçesi
28.02.2023Kolluk, katılan vekili, bilirkişiİşyerinde tespit; iki eserin tablet ve amfi üzerinden çalındığının belirlenmesi
16.06.2023BilirkişiEserlerden birinin FSEK m. 3 anlamında musiki eseri olduğuna ilişkin rapor
30.10.2023UzlaştırmaUzlaşmanın sağlanamaması
11.01.2024Muğla 3. Asliye Ceza Mahkemesi (E. 2023/673, K. 2024/15)Eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde kaldığı gerekçesiyle beraat
05.11.2024İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi (E. 2024/489, K. 2024/2010)Duruşma açılarak beraatin kaldırılması; TCK m. 62/1, 53 ve 58 uygulanarak 10 ay hapis cezası
05.05.2026Yargıtay 7. Ceza Dairesi (E. 2025/4040, K. 2026/5401)Oy çokluğuyla onama
Tablo: Yargılama sürecinin kronolojisi (karar metninden derlenmiştir)

Mahkûmiyet, hak sahipliği belgesi soruşturma aşamasında dosyaya sunulan eser yönünden kurulmuştur. Karar metninde ikinci eser için belge sunulup sunulmadığına ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır. Kanaatimizce bu durum, FSEK'in 75 inci maddesindeki şikâyet koşulunun uygulamadaki önemini göstermektedir. Hükme göre hak sahiplerinin veya meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belgeleri şikâyet süresi içinde Cumhuriyet Başsavcılığına vermemeleri hâlinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmektedir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi de 17.10.2024 tarihli ve E. 2023/8649, K. 2024/9081 sayılı kararında, altı aylık şikâyet süresi içinde hak sahipliğine ilişkin hukuken geçerli belgeyi sunmayan şikâyetçinin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığını belirtmiştir.

İncelenen kararda Daire ayrıca, suçtan zarar görmeyen ve davaya katılma hakkı bulunmayan ikinci meslek birliğinin gerekçeli karar başlığında katılan olarak gösterilmesini, mahallinde düzeltilebilecek maddi yazım hatası olarak değerlendirmiştir.

Sanık savunmasında, uygulamaya her ay yaklaşık 100 TL abonelik ücreti ödediğini, ücret ödediği için telifi de ödemiş olacağını ve müzik yayınından bir kazanç elde etmediğini belirtmiştir. Temyiz aşamasında ise suç işleme kastının bulunmadığını, bir uygulamadan müzik çalmanın suç olduğunu bilme imkânının bulunmadığını ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (“TCK”) 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Sanık ayrıca, işyerine müşteri gibi girerek izinsiz kayıt alan kişinin kendisini önceden uyarması gerektiğini savunmuştur.

02
Dairenin GerekçesiThe Chamber's Reasoning
Radyo ve Televizyon Yayınında Kastın BulunmamasıAbsence of Intent in Radio and Television Broadcasts

Kararın anlaşılması için öncelikle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (“Ceza Genel Kurulu” veya “YCGK”) radyo yayınlarına ilişkin kararının ortaya konulması gerekmektedir. Ceza Genel Kurulu, 28.01.2020 tarihli ve E. 2017/788, K. 2020/34 sayılı kararında, bir markette internet radyosu yayınının hoparlör sistemiyle müşterilere dinletildiği olayı incelemiştir. Kurul, eylemin suçun maddi unsurlarını oluşturduğunu kabul etmiş, ancak manevi unsurun gerçekleşmediği sonucuna varmıştır.

Ceza Genel Kurulunun değerlendirmesiThe General Assembly's assessment

Kurula göre “radyo kuruluşunca yapılmakta olan yayın içeriğine müdahale yetkisi ve imkânı bulunmayan sanığın”, katılanların hak sahibi olduğu müzik eserlerinin “radyo kuruluşunca yayınlanacağını bilemeyeceğinden” kasten hareket ettiği kabul edilemez. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

Aynı kararda Ceza Genel Kurulu iki tespitte daha bulunmuştur. Birincisi, suçun oluşması için genel kast yeterlidir ve failin gelir elde etme veya yararlanma gibi özel bir kastla hareket etmesi gerekmemektedir. Bu tespit, sanığın müzik yayınından kazanç elde etmediği yönündeki savunmasının ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını göstermektedir. İkincisi, umuma açık mahal sahiplerinin yalnızca yayın kuruluşlarından izin alması yeterli değildir. Eser sahibi, icracı sanatçı, fonogram yapımcısı ve yayın kuruluşundan ayrı ayrı yazılı izin alınması gerekmektedir. Bu nedenle radyo yayınında kastın bulunmadığının kabul edilmesi ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmakta, izin yükümlülüğünü ve hukuki sorumluluğu ise ortadan kaldırmamaktadır. Ceza Genel Kurulu kararında sanığın cezalandırılmamasının sebebi, somut olayda kastın bulunmamasıdır. Kanaatimizce işletmecinin hak sahibinin eserlerinin yayınlanacağını bildiği veya bilmesi gerektiği durumlarda, örneğin meslek birliğinin ihtarına rağmen izinsiz radyo yayınını sürdürmesi hâlinde, kastın varlığı kabul edilebilecek ve radyo yayını bakımından da ceza sorumluluğu doğabilecektir.

Abonelikli Uygulamanın Radyodan AyrılmasıDistinguishing the Subscription App from Radio

Daire, incelenen kararda bu içtihadın abonelikli müzik uygulamasına uygulanamayacağını belirtmiştir. Uygulamanın adı karar metninde anonimleştirilmiştir.

Dairenin gerekçesiThe Chamber's reasoning

“[...] isimli uygulamanın radyo/televizyon yayınları ile aynı kapsamda değerlendirilemeyeceğinde şüphe yoktur. Zira [...] uygulaması ile müzik dinleyen kullanıcılar, bir sonraki çalacak olan parçayı liste üzerinden görme, seçme, değiştirme ve dolayısıyla yayın akışını kontrol etme imkânına da sahip bulunmaktadırlar.”

Gerekçede kullanılan ölçüt yeni değildir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 03.06.2021 tarihli ve E. 2019/27607, K. 2021/6149 sayılı kararında, tablet üzerinden YouTube ile yapılan yayın için aynı ölçütü kullanmıştır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi de 29.11.2021 tarihli ve E. 2021/16989, K. 2021/15694 sayılı kararında, YouTube kullanıcılarının “bir sonraki çalacak olan parçayı liste üzerinden görme, seçme, değiştirme ve dolayısıyla yayın akışını kontrol etme” imkânına sahip olduğunu belirtmiş ve TCK'nın 21 inci maddesindeki kastın bulunduğunu kabul ederek beraat kararını bozmuştur. Daire, 2024 yılında da bölge adliye mahkemelerinin YouTube yayınlarına ilişkin bu yöndeki gerekçelerini hukuka uygun bulmuştur (17.10.2024 tarihli ve E. 2023/8649, K. 2024/9081 sayılı karar; 05.12.2024 tarihli ve E. 2023/14457, K. 2024/11077 sayılı karar). Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 21.10.2021 tarihli ve E. 2021/14552, K. 2021/14322 sayılı kararında ise bir spor salonunda yapılan yayının, sanığın “yayın akışını kendisinin kontrol ettiği bilgisayarda depolanmış eserler” ile yapıldığını belirterek suçun unsurlarının oluştuğunu kabul etmiştir.

Kanaatimizce kararın özelliği, bu ölçütün ücretli abonelikle kullanılan bir müzik uygulamasına uygulanması ve abonelik ücretinin ödenmesine dayanan savunmanın sonuca etki etmemesidir. Daire bakımından belirleyici olan, müziğin hangi kaynaktan geldiği değil, işletmecinin yayın akışını kontrol etme imkânına sahip olup olmadığıdır.

Müzik kaynağıYayın akışını belirleyenYargıtay'ın sonucuÖrnek karar
Radyo yayınıYayın kuruluşuSomut olayda kastın bulunmadığı kabul edilmiştir; kastın varlığı hâlinde ceza sorumluluğu doğabilmektedirYCGK, 28.01.2020, E. 2017/788, K. 2020/34
Bilgisayarda depolanmış dosyaİşletmeciSuçun unsurlarının oluştuğu kabul edilmiştir7. CD, 21.10.2021, E. 2021/14552, K. 2021/14322
YouTubeİşletmeciKastın bulunduğu kabul edilmiştir (TCK m. 21)7. CD, 29.11.2021, E. 2021/16989, K. 2021/15694
Abonelikli müzik uygulamasıİşletmeciRadyo içtihadı uygulanmamış, mahkûmiyet onanmıştır7. CD, 05.05.2026, E. 2025/4040, K. 2026/5401
Tablo: Müzik kaynağına göre Yargıtay kararlarının sonucu (7. CD: Yargıtay 7. Ceza Dairesi)
Abonelik Ücreti Ödenmesi SavunmasıThe Defence of Having Paid the Subscription Fee

Sanığın temel savunması, abonelik ücreti ödediği için telif bedelinin de ödenmiş olduğu yönündedir. Daire bu savunmayı ayrıca tartışmamış, suçun sabit olduğunu belirtmekle yetinmiştir. Ancak savunmanın karşılık bulmamasının dayanağı FSEK sisteminden anlaşılmaktadır.

Tek parça, ayrı izinlerAbonenin kişisel dinlemesi (bireysel abonelik kural olarak kapsar)İşyerinde müşterilere dinletme (bireysel abonelik kapsamaz)
Eser sahibi (söz, müzik)Platformun aldığı izin: isteğe bağlı erişim · FSEK m. 25Meslek birliği üyesi ise birliğin yazılı izni · FSEK m. 24, 24/3, 41
İcracı sanatçı (icra)Platformun aldığı izin: isteğe bağlı erişim · FSEK m. 80Ayrı yazılı izin · FSEK m. 41, 80
Fonogram yapımcısı (ses kaydı)Platformun aldığı izin: isteğe bağlı erişim · FSEK m. 80Ayrı yazılı izin · FSEK m. 41, 80
FSEK m. 20: Mali haklar birbirine bağlı değildir; birinin kullanılması diğerini etkilemez. Umuma açık mahaller için her hak sahibinden ayrı yazılı izin gerekir (YCGK, E. 2017/788, K. 2020/34). Şematik; platform lisans sözleşmeleri kamuya açık değildir, tespit kanuni sisteme dayanmaktadır.

FSEK'in 20 nci maddesi uyarınca eser sahibinin mali hakları birbirine bağlı değildir ve bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerini etkilememektedir. Bağlantılı haklar da Kanunun 80 inci maddesinde her hak sahibi için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Ceza Genel Kurulu da yukarıda anılan kararında, her bir hak sahibinin hakkının diğerinden bağımsız olduğunu ve umuma açık mahaller bakımından ayrı ayrı yazılı izin alınması gerektiğini kabul etmiştir. Kanaatimizce platformun hak sahiplerinden aldığı izin, kural olarak FSEK'in 25 inci maddesi ve 80 inci maddesi kapsamında, eserlerin ve tespitlerin abonelerin seçtikleri yer ve zamanda erişimine sunulmasına ilişkindir. Abonenin müziği işyerinde müşterilere dinletmesi ise ayrı bir kullanımdır ve FSEK'in 41 inci maddesi uyarınca ayrıca izin alınmasını gerektirmektedir. Platformların hak sahipleriyle yaptığı lisans sözleşmeleri kamuya açık olmadığından bu tespit, somut sözleşmeler bakımından değil kanuni sistem bakımından yapılmaktadır.

Platformların kullanım koşulları da bu yönde olabilmektedir. Örneğin Spotify'ın destek sayfasında, hizmetin kullanım koşulları uyarınca yalnızca kişisel ve ticari olmayan kullanım için sunulduğu, bar, restoran, mağaza ve okul gibi işyerlerinde herkese açık olarak çalınamayacağı belirtilmektedir. İncelenen kararda uygulamanın kullanım koşulları tartışılmamıştır; bu nedenle kararın konusu olan uygulamanın koşulları bakımından bir tespitte bulunulması mümkün değildir.

Bölge adliye mahkemeleri bu konuyu daha önce de ele almıştır. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi, 06.06.2017 tarihli ve E. 2017/509, K. 2017/993 sayılı kararında, sanığın Spotify aboneliğinin “bireysel abonelik olup, ticari veya işyeri aboneliği niteliğinde” olmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin beraat kararını kaldırmış, sanık hakkında adlî para cezasına hükmetmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Bu olayda ilk derece mahkemesi, sanığın ücret ödeyerek müzik yayını yapması nedeniyle kast unsurunun oluşmadığını kabul etmişti. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi ise 26.01.2017 tarihli ve E. 2017/78, K. 2017/78 sayılı kararında, aboneliğin bireysel mi yoksa ticari mi olduğu ve umuma açık yerlerde yayın yapma hakkını kapsayıp kapsamadığı araştırılmadan verilen beraat kararını bozmuştur. İncelenen olayda istinaf incelemesini yapan daire de 2017 tarihli kararı veren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesidir.

03
Kararın DeğerlendirilmesiAssessment of the Decision
Kastın Konusu ve HataThe Object of Intent and Mistake

Ceza Genel Kurulu, 28.01.2020 tarihli kararında suçun manevi unsurunu, failin “Kanun kapsamında korunan manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ettiğini bilerek ve isteyerek” seçimlik hareketlerden birini gerçekleştirmesi olarak tanımlamıştır. Daire ise incelenen kararda radyo içtihadının uygulanamayacağını, işletmecinin çalınacak eseri görebilmesi, seçebilmesi ve değiştirebilmesi üzerinden açıklamıştır. Kanaatimizce bu yaklaşım, işletmecinin hangi eserin çalındığını bilebileceğini göstermektedir. Ancak işletmecinin, bu eserin işyerinde çalınması için gerekli iznin bulunmadığını bilip bilmediği sorusunu cevaplamamaktadır.

Kanaatimizce burada iki ayrı yanılgı birbirinden ayrılmalıdır. İşletmecinin, abonelik ücreti ödemekle hak sahiplerinin iznini de almış olduğuna inanması, FSEK'in 71 inci maddesinin birinci fıkrasındaki “yazılı izni olmaksızın” unsuruna ilişkin bir yanılgıdır. İznin yokluğu suçun kanuni tanımındaki bir unsur olarak kabul edildiğinde bu yanılgı, TCK'nın 30 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmelidir. Hükme göre fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen kişi kasten hareket etmiş olmaz; bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır. Bu hatada kaçınılmazlık aranmamaktadır. FSEK'in 71 inci maddesindeki suçun taksirle işlenebilen bir hâli bulunmadığından, hatanın kabulü hâlinde beraat sonucu doğacaktır.

İşletmecinin, izin bulunmadığını bilmekle birlikte fiilinin hukuka aykırı olmadığını düşünmesi ise TCK'nın 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasındaki haksızlık yanılgısıdır. Hükme göre işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi cezalandırılmaz. Fiilin kanunda suç olarak tanımlandığının bilinmemesi ise TCK'nın 4 üncü maddesi uyarınca tek başına mazeret sayılmamaktadır.

“Abonelik ücreti ödedim”: iki ayrı yanılgıİşletmeci abonelikle iznin de alındığına inanmıştırİznin yokluğunu bilmekte, fiilini hukuka uygun sanmaktadır
Yanılgı neye ilişkin?“Yazılı izni olmaksızın” unsuruna ilişkin yanılgı · TCK m. 30/1Haksızlık yanılgısı · TCK m. 30/4
KaçınılmazlıkAranmaz; suçun taksirli hâli yokturHata kaçınılmaz mıdır?
SonuçHatanın kabulü hâlinde beraatEvet: cezalandırılmaz · Hayır: sorumluluk kalkmaz
TCK m. 4: Kanunun suç saydığını bilmemek tek başına mazeret değildir. Onama ilamında TCK m. 30/4 savunmasına ilişkin ayrı değerlendirme yer almamaktadır.
Değerlendirmede belirleyici olgularDecisive facts in the assessment

Bilgi düzeyi, eğitim, sosyal ve kültürel çevre (YCGK E. 2022/70, K. 2025/24) · Yetkili makamın açıklamasına güven (4. CD E. 2023/15282, K. 2025/18997) · Aboneliğin türü ve koşulları; önceki ihtar (kanaatimizce belirleyici).

Ceza Genel Kurulu, 15.01.2025 tarihli ve E. 2022/70, K. 2025/24 sayılı kararında, hatanın kaçınılmaz olup olmadığının belirlenmesinde “kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre şartları”nın göz önünde bulundurulacağını belirtmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi de 24.11.2025 tarihli ve E. 2023/15282, K. 2025/18997 sayılı kararında, failin yetkili bir organ veya resmî bir makamın açıklamasına güvenerek hataya düşmesi hâlinde kural olarak kendisine kusur isnat edilemeyeceğini belirtmiştir.

Sanık, temyiz dilekçesinde TCK'nın 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasını açıkça talep etmiştir. Onama ilamında bu savunmaya ilişkin ayrı bir değerlendirme yer almamaktadır. Benzer bir durum, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 05.12.2024 tarihli kararına konu olayda da görülmektedir. O olayda sanık, YouTube üzerinden müzik yayını yapmanın suç teşkil ettiğini bilmediğini savunmuş, Daire mahkûmiyet hükmünde isabetsizlik görmemiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 2017 tarihli kararında da sanık, müzik çalmanın suç olduğunu bilmediğini beyan etmiş, bu beyan kararda ayrıca tartışılmamıştır.

Kanaatimizce bu iddiaların reddedilebileceği düşünülse dahi, reddin dayanağının karar metinlerinden izlenebilmesi gerekir. Sanığın bilgi düzeyi, aboneliğin türü ve koşulları ile işletmeciye daha önce bir ihtar yapılıp yapılmadığı, hatanın değerlendirilmesinde belirleyici olgulardır. Kanaatimizce abonelik ücretinin ödenmesi yetkili bir makamın açıklaması niteliğinde değildir. Buna karşılık, Ceza Genel Kurulunun 15.01.2025 tarihli kararında sayılan kişisel ölçütler, somut olayda ancak bu olgular ortaya konularak uygulanabilecektir. İstinaf aşamasında verilen gerekçeli karar bu çalışmada incelenememiştir; bu nedenle değerlendirme, onama ilamının içeriğiyle sınırlıdır.

Karşı Oy: Arama ve Gizli SoruşturmacıThe Dissent: Search and Undercover Investigator

Karşı oy, eylemin suç oluşturup oluşturmadığına değil, delillerin hukuka uygun elde edilip edilmediğine ilişkindir.

Karşı oyDissenting opinion

Karşı oya göre işyerinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (“CMK”) 116 ve 119 uncu maddelerine uygun bir arama kararı veya yazılı arama emri bulunmadan tespit yapılmıştır. FSEK m. 71'deki suç, CMK'nın 139 uncu maddesinin yedinci fıkrasında gizli soruşturmacı görevlendirilebilecek suçlar arasında sayılmamıştır. Ayrıca yayının yapıldığı tablet üzerinde bir inceleme yapılmamış ve tespitin nasıl yapıldığı belli değildir. Karşı oy bu nedenlerle Anayasa'nın 38 inci maddesi ile CMK m. 206/2-a, 217/2 ve 230/1 hükümlerine dayanarak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği görüşündedir.

Ceza Genel Kurulunun arama kavramına ilişkin kararları, karşı oyun değerlendirilmesinde yol göstericidir. Kurul, 03.12.2025 tarihli ve E. 2024/43, K. 2025/552 sayılı kararında, aramanın “gizli olanı ortaya çıkarmak için yürütülen bir faaliyet” olduğunu, bu nedenle “gözle görülen veya açıkta bırakılan şeyler”in aramanın konusu olamayacağını belirtmiştir. Kurul aynı kararda, işyerinin önünde açıkta bulunan eşyaya ilişkin tespitten sonra işyerinin kapalı bölümlerinde re'sen arama yapılamayacağını kabul etmiştir. Kurul, 12.06.2024 tarihli ve E. 2023/455, K. 2024/191 sayılı kararında da kamuya açık kapalı alanların kamuya açık olmayan kısımlarında aramanın ancak hâkim kararıyla veya şartları oluştuğunda Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılabileceğini belirtmiştir.

Müşteri alanından arka bölüme: hangi işlem arama sayılırFrom the customer area to the back: which steps count as a search
01Müşterilere açık kapalı alanda duyulan müziğin dinlenmesi ve programla belirlenmesi: kanaatimizce arama değil (YCGK E. 2024/43).
02Tablet ekranında açıkta görülen bilginin tutanağa geçirilmesi: aramanın konusu değil.
03Tabletin içeriğinin incelenmesi: ayrı usul kurallarına tabi.
04Kamuya açık olmayan kısımlarda (mutfak, depo, ofis) arama: hâkim kararı veya şartları varsa savcının yazılı emri gerekir (YCGK E. 2023/455).

Kanaatimizce bu ölçütler uygulandığında, müşterilerin kullandığı kapalı alanda çalınan müziğin dinlenmesi ve bir program aracılığıyla belirlenmesi arama niteliğinde değildir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi de 21.10.2021 tarihli kararında, delil tespitinin kolluk görevlilerinin her türlü tutanağıyla yapılabileceğini kabul etmiştir; ancak bu karar arama kavramını tartışmamakta, ispat aracına ilişkin bulunmaktadır. Gizli soruşturmacı itirazı bakımından ise kararda, kolluk görevlilerinin kimliklerini gizleyerek süreklilik arz eden bir faaliyet yürüttüklerine ilişkin bir bilgi yer almamaktadır. Tespit, Cumhuriyet savcısının talimatıyla ve katılan vekili ile bilirkişi eşliğinde yapılmıştır.

Karşı oyun üçüncü tespiti, kanaatimizce ayrıca değerlendirilmeyi gerektirmektedir. Tespit tutanağında yayının tablete yüklü bir uygulama üzerinden yapıldığı belirtilmiş, ancak karşı oya göre tablet incelenmemiştir. Tabletin ekranında açıkta görülen bilgilerin tutanağa geçirilmesi ise aramanın konusu değildir. Buna karşılık tabletin içeriğinin incelenmesi gerekmiş olsaydı, cihaz üzerinde yapılacak işlem ayrı usul kurallarına tabi olacaktı. Uygulamanın hangi abonelik türüyle kullanıldığı ve işletmecinin ticari bir müzik hizmetine abone olup olmadığı, savunma bakımından önem taşıyan olgulardır.

04
İşletmeler Bakımından SonuçlarConsequences for Businesses

Karar, işyerinde müzik kullanan işletmeler için somut sonuçlar doğurmaktadır. Bu sonuçlar aşağıdaki tabloda özetlenmektedir.

DurumHukuki sonuçDayanak
Bireysel abonelikle müşterilere müzik dinletilmesiCeza ve hukuki sorumluluk doğabilmektedirFSEK m. 41, 68, 71/1; 7. CD, E. 2025/4040, K. 2026/5401
Radyo yayınının işyerinde açılmasıCeza sorumluluğunun kast yokluğu nedeniyle doğmadığı kabul edilmiştir; kastın varlığı hâlinde ceza sorumluluğu doğabilmektedir; izin yükümlülüğü devam etmektedirYCGK, E. 2017/788, K. 2020/34
Müziğin yalnızca çalışanlar için açık olduğu savunmasıTespit anında müşteri bulunduğu belirlenen olayda kabul görmemiştir7. CD, E. 2023/8649, K. 2024/9081
Hak sahipliği belgesinin şikâyet süresi içinde sunulmamasıKovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmekte; şikâyetçi davaya katılamamakta ve hükmü temyiz edememektedirFSEK m. 75; 7. CD, E. 2023/8649, K. 2024/9081
Uzlaştırma yapılmadan hüküm kurulmasıBozma sebebidir7. CD, E. 2023/9705, K. 2024/3491
Birden fazla meslek birliğinin eserlerinin aynı fiille kullanılmasıTCK m. 43/2 uyarınca cezada artırım gündeme gelmektedir7. CD, E. 2023/9705, K. 2024/3491

Uygulamada işletmelerin dikkat etmesi gereken ilk husus, kullanılan müzik hizmetinin hangi kullanım için lisanslandığıdır. Bireysel abonelik, kural olarak işyerinde müşterilere müzik dinletme izni vermemektedir. Ticari kullanım için sunulan arka plan müzik hizmetleri ise hangi hak sahiplerini kapsadıklarına göre değerlendirilmelidir. Bu hizmetlerin sözleşmelerinde, eser sahiplerinin, icracı sanatçıların ve fonogram yapımcılarının FSEK'in 24 ve 80 inci maddelerinden doğan hakları bakımından ayrıca hak sahiplerinden veya meslek birliklerinden izin alınması gerekip gerekmediği açıkça belirtilmelidir. Eser sahibi bir meslek birliğine üye ise FSEK'in 24 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca birliğin yazılı izni aranmaktadır; icracı sanatçılar ve fonogram yapımcıları bakımından ise FSEK'in 80 inci maddesindeki hükümler ayrıca dikkate alınmalıdır.

UygulamadaIn practice

Suç şikâyete bağlıdır ve uzlaştırma kapsamındadır. Ceza Genel Kurulu, 28.01.2021 tarihli ve E. 2018/621, K. 2021/3 sayılı kararında, temsil suçu bakımından FSEK'in 71 inci maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanamayacağını, ancak suçun şikâyete bağlı olması nedeniyle uzlaştırma kapsamında bulunduğunu kabul etmiştir. İşletmeci bakımından uzlaştırma aşaması, hak sahipleriyle lisans sözleşmesi ve geçmiş kullanım bedeli konusunda anlaşma sağlanabilecek aşamadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından ise Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 05.12.2024 tarihli kararında ölçülebilir bir zarar bulunmayan olayda “zararın giderilmediği” gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.

İşletmeler için kontrol listesiChecklist for businesses

Müzik hizmeti

  • Kullanılan hizmetin bireysel mi, ticari kullanım için mi sunulduğu belirlendi.
  • Hizmetin kullanım koşullarında işyerinde çalmaya ilişkin hüküm incelendi.
  • Ticari arka plan müzik hizmetinin sözleşmesinde hangi hak sahiplerinin kapsandığı ve ayrıca izin gerekip gerekmediği yazılı.

İzinler

  • Eser sahipleri bakımından meslek birliğinden yazılı izin alındı (FSEK m. 24/3, 41, 52).
  • İcracı sanatçılar ve fonogram yapımcıları bakımından ayrıca izin alındı (FSEK m. 80).
  • Radyo açılıyorsa izin yükümlülüğünün devam ettiği dikkate alındı; meslek birliği ihtarından sonra izinsiz yayın sürdürülmüyor.

Şikâyet hâlinde

  • Şikâyetçinin hak sahipliği belgesini şikâyet süresi içinde sunup sunmadığı kontrol edildi (FSEK m. 75).
  • Tespit tutanağının nasıl düzenlendiği ve tabletin incelenip incelenmediği kontrol edildi.
  • Uzlaştırma aşamasında lisans ve geçmiş kullanım bedeli konusunda anlaşma değerlendirildi.
05
SonuçConclusion
“Abonelik ücretinin ödenmesi, umuma açık mahalde temsil için gerekli izin yerine geçmemektedir.”

Kanaatimizce Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 05.05.2026 tarihli kararı, işyerinde müzik yayınında ceza sorumluluğunun ölçütünü, müziğin kaynağına değil işletmecinin yayın akışını kontrol etme imkânına bağlamaktadır. Daire, radyo yayınlarında kastın bulunmadığına ilişkin Ceza Genel Kurulu kararını abonelikli müzik uygulamasına uygulamamış ve bu sonuca, aynı ölçütün YouTube ve bilgisayarda depolanmış dosyalar için kullanıldığı kararlar doğrultusunda varmıştır. Radyo yayınında cezaya hükmedilmemesinin sebebi de kastın bulunmamasıdır; kastın bulunduğu durumlarda radyo yayını bakımından da ceza sorumluluğu doğabilecektir. Abonelik ücretinin ödenmesi, umuma açık mahalde temsil için gerekli izin yerine geçmemektedir.

Kanaatimizce kararın, iznin yokluğuna ilişkin sonucu FSEK'in mali hakların bağımsızlığı ilkesiyle ve umuma açık mahallere ilişkin izin sistemiyle uyumludur. Ancak bu tespit, eylemin hukuka aykırılığına ilişkindir. Sanığın abonelikle iznin de alındığına inanması TCK'nın 30 uncu maddesinin birinci fıkrası, fiilinin hukuka aykırı olmadığını düşünmesi ise aynı maddenin dördüncü fıkrası bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken hususlardır ve onama ilamında bu değerlendirme yer almamaktadır. Kanaatimizce karşı oyda ileri sürülen arama itirazı, müşterilere açık alanda duyulan müziğin tespiti bakımından Ceza Genel Kurulunun arama tanımıyla örtüşmemekte, tespitin nasıl yapıldığına ilişkin belirsizlik ise delil değerlendirmesi bakımından önem taşımaktadır.

Netice itibarıyla işyerinde bireysel abonelikle müzik çalınması hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilmektedir. Bu riskin azaltılması, kullanılan müzik hizmetinin lisans kapsamının incelenmesine ve gerekli izinlerin FSEK'in 41 ve 52 nci maddeleri uyarınca hak sahiplerinden veya meslek birliklerinden yazılı olarak alınmasına bağlıdır.

Atıf Yapılan Mevzuat ve KararlarLegislation and Decisions Cited

5846 sayılı FSEK m. 3, 20, 24, 24/3, 25, 41/1, 52, 68, 71/1-1, 75, 80 · 5237 sayılı TCK m. 4, 21, 30/1, 30/4, 43/2, 53, 58, 62/1 · 5271 sayılı CMK m. 116, 119, 139/7, 206/2-a, 217/2, 230/1 · Anayasa m. 38 · Yargıtay 7. CD 05.05.2026, E. 2025/4040, K. 2026/5401 · YCGK 28.01.2020, E. 2017/788, K. 2020/34 · YCGK 28.01.2021, E. 2018/621, K. 2021/3 · YCGK 12.06.2024, E. 2023/455, K. 2024/191 · YCGK 15.01.2025, E. 2022/70, K. 2025/24 · YCGK 03.12.2025, E. 2024/43, K. 2025/552 · Yargıtay 19. CD 03.06.2021, E. 2019/27607, K. 2021/6149 · Yargıtay 7. CD 21.10.2021, E. 2021/14552, K. 2021/14322 · 29.11.2021, E. 2021/16989, K. 2021/15694 · E. 2023/9705, K. 2024/3491 · 17.10.2024, E. 2023/8649, K. 2024/9081 · 05.12.2024, E. 2023/14457, K. 2024/11077 · Yargıtay 4. CD 24.11.2025, E. 2023/15282, K. 2025/18997 · İzmir BAM 11. CD 06.06.2017, E. 2017/509, K. 2017/993 · 05.11.2024, E. 2024/489, K. 2024/2010 · Gaziantep BAM 12. CD 26.01.2017, E. 2017/78, K. 2017/78 · Muğla 3. Asliye Ceza Mahkemesi 11.01.2024, E. 2023/673, K. 2024/15

İşbu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Makalede anılan mahkeme kararları yayın tarihi itibarıyla erişilebilen karar metinlerine dayanmaktadır; karar özetlerinde yer alan tespitler ilgili mahkemelerin değerlendirmesidir. İşbu yazı avukat ile müvekkil arasında bir ilişki kurmamakta ve güncellenmesi hususunda herhangi bir taahhüt içermemektedir. 15 Ekim 2026.

Bilgi notunun tamamıMakalenin iki dilli PDF sürümünü tablolar, şemalar ve kontrol listesiyle birlikte indirin.
PDF indir