Ana Sayfa Hakkımızda Hizmetler Ödüller Ekip Yayınlar Kariyer İletişim TÜRKÇEENGLISH Devin Patent — İstanbul
← Tüm Yayınlar
KategoriVeri Koruma
Yayın Tarihi18 Haziran 2026
Yazarlar
Uğurcan TekinOrtak
İnci ÖzçilsalAvukat
Beyza ErdemirAvukat

İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemleri: Kurum'un 8 Haziran 2026 Tarihli Kamuoyu Duyurusu

Devin Law & IP

Bu konu marka ve patent vekilliğinin dışında kalır. Bu alandaki hukuki hizmetler hukuk büromuz Devin Law & IP tarafından verilir.

devinlaw.com.tr adresine git →

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (“Kurum”), 08.06.2026 tarihinde yayımladığı “İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemi Kullanımında Dikkat Edilecek Hususlara Dair Kamuoyu Duyurusu” (“Duyuru”) ile iş yerlerinde güvenlik kamerası sistemleri aracılığıyla gerçekleştirilen kişisel veri işleme faaliyetlerine ilişkin güncel yaklaşımını kamuoyu ile paylaşmıştır. Söz konusu Duyuru, ilk bakışta yeni bir mevzuat değişikliği veya bağlayıcı bir ilke kararı niteliğinde görünmemekle birlikte, içeriği itibarıyla iş yerlerinde kamera kullanımına ilişkin son yıllarda Kurul kararları, Danıştay içtihatları ve Avrupa veri koruma hukuku çerçevesinde şekillenen ilkeleri sistematik biçimde bir araya getirmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu yönüyle Duyuru, veri sorumluları bakımından yalnızca bilgilendirici bir açıklama değil; mevcut uygulamaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden güncel bir uyum rehberi niteliğindedir. İş yerlerinde güvenlik kamerası kullanımı, uzun yıllardır işverenin yönetim hakkı, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, iş yeri güvenliği ihtiyacı ve çalışanların temel hak ve özgürlükleri arasında hassas bir denge kurulmasını gerektiren alanlardan biri olmuştur.

İşverenlerin iş yerini, çalışanları, ziyaretçileri, üretim süreçlerini ve şirket malvarlığını koruma yönünde meşru menfaatleri bulunduğu açıktır. Bununla birlikte, çalışanların iş yerinde bulunmaları, özel hayatlarının ve kişisel verilerinin tamamen korumasız hale geldiği veya sürekli gözetim altında tutulabilecekleri anlamına gelmemektedir.

“Kurum, güvenlik amacıyla gerçekleştirilen kamera kullanımı ile çalışanların performansını, verimliliğini veya davranışlarını izlemeye yönelik gözetim faaliyetleri arasında açık bir ayrım”

Kyapmıştır. Kurum’un Duyuru ile ortaya koyduğu yaklaşımın en önemli yönü, güvenlik amacıyla gerçekleştirilen kamera kullanımı ile çalışanların performansını, verimliliğini, disiplinini veya davranışlarını izlemeye yönelik gözetim faaliyetleri arasında açık bir ayrım yapılmış olmasıdır. Kurum; iş yeri güvenliğinin sağlanması, suçların önlenmesi ve tespitine yardımcı olunması, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin yerine getirilmesi gibi amaçlarla kamera kullanımının mümkün olabileceğini kabul etmekle birlikte; çalışanların verimli çalışıp çalışmadığını görmek, disiplini artırmak, genel kontrol sağlamak veya çalışanların performansını izlemek gibi amaçların meşru amaç kapsamında değerlendirilemeyeceğini açık şekilde ifade etmiştir. Bu çerçevede Duyuru, işverenlerin kamera sistemleri bakımından artık yalnızca “kamera sisteminin neden kurulduğu” sorusuna değil, “sistemin fiilen nasıl kullanıldığı”, “hangi alanları gördüğü”, “hangi sürelerle kayıt tuttuğu”, “kimlerin erişimine açık olduğu” ve “çalışanlar üzerinde nasıl bir gözetim etkisi yarattığı” sorularına da cevap verebilmeleri gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bu kapsamda Duyuru, iş yerlerinde güvenlik kamerası kullanımının tamamen yasaklandığı anlamına gelmemekte; ancak kamera sistemlerinin güvenlik amacı dışına çıkarak çalışan gözetimi veya performans takibi İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemleri · KVKK Güncel Yaklaşımı 2 aracı olarak kullanılmasının KVKK bakımından ciddi hukuki risk doğuracağını ortaya koymaktadır. Bu nedenle veri sorumlularının mevcut kamera sistemlerini amaç, kapsam, erişim yetkileri, saklama süreleri ve ölçülülük ilkeleri bakımından yeniden değerlendirmeleri önem arz etmektedir.

İş Yerlerinde Kamera Kullanımına İlişkin Mevcut Hukuki Çerçeve

“Anayasal güvenceler, KVKK, Türk Borçlar Kanunu ve İSG mevzuatının kesişiminde işverenin yönetim hakkı ile çalışanın makul mahremiyet beklentisi arasında kurulması gereken denge.”

Aş yerlerinde güvenlik kamerası sistemlerinin kullanımı, teknolojik gelişmelerin çalışma hayatına ve temel haklara etkisinin en görünür örneklerinden birini oluşturmaktadır. Geçmişte ağırlıklı olarak bina giriş- çıkışlarının kontrol edilmesi, hırsızlık ve sabotaj risklerinin önlenmesi, üretim tesislerinin dış tehditlere karşı korunması ve iş yeri güvenliğinin sağlanması amacıyla kullanılan kamera sistemleri, günümüzde çok daha gelişmiş teknik özelliklerle donatılmıştır. Yüksek çözünürlüklü görüntüleme teknolojileri, uzaktan erişim imkânları, hareket analizi, yüz tanıma sistemleri, yapay zekâ destekli takip mekanizmaları, ses kayıt özellikleri ve geniş kapsamlı kayıt altyapıları sayesinde işverenlerin çalışanlara, ziyaretçilere ve iş yeri içindeki faaliyetlere ilişkin çok daha yoğun veri işleyebilmesi mümkün olmuştur. Bu teknolojik dönüşüm, işverenler bakımından güvenlik ve operasyonel takip açısından önemli kolaylıklar sağlamakla birlikte; çalışanların özel hayatı, kişisel verilerinin korunması ve iş yerindeki mahremiyet beklentisi bakımından yeni hukuki tartışmaları da beraberinde getirmiştir.

Bu nedenle iş yerlerinde kamera kullanımı değerlendirilirken yalnızca işverenin mülkiyet hakkı, yönetim hakkı veya iş yeri güvenliği ihtiyacı değil; çalışanların Anayasa ile güvence altına alınan özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunmasını isteme hakları da dikkate alınmalıdır. Çalışanın mesai saatleri içerisinde işverenin iş yerinde bulunuyor olması, çalışanın sürekli ve sınırsız biçimde gözetlenebileceği anlamına gelmemektedir. Aksine, modern veri koruma hukuku yaklaşımında çalışanın iş yerinde de “makul mahremiyet beklentisi” bulunduğu kabul edilmektedir.

“Çalışanın iş yerinde bulunuyor olması, sürekli ve sınırsız biçimde gözetlenebileceği anlamına gelmez; modern veri koruma hukuku iş yerinde de “makul mahremiyet beklentisi” bulunduğunu”

İkabul eder. Türk hukukunda bu dengenin kurulmasında birden fazla normatif dayanak birlikte değerlendirilmelidir. İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemleri · KVKK Güncel Yaklaşımı 3 Anayasa’nın 20’nci maddesi, herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğunu düzenlemekte ve kişisel verilerin korunmasını anayasal güvence altına almaktadır. Bu anayasal güvence, iş ilişkisi içerisinde de geçerliliğini korumaktadır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bakımından ise kamera sistemleri aracılığıyla görüntü kaydı alınması açık şekilde kişisel veri işleme faaliyetidir. Dolayısıyla bu faaliyetin hukuka uygun kabul edilebilmesi için öncelikle KVKK’nın 5’inci maddesinde yer alan veri işleme şartlarından birine dayanması gerekmektedir. Uygulamada iş yerlerinde kamera kullanımı çoğunlukla veri sorumlusunun meşru menfaati, hukuki yükümlülüğün yerine getirilmesi veya bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması hukuki sebepleriyle ilişkilendirilmektedir.

Ancak yalnızca bir veri işleme şartının mevcut olması yeterli değildir. Kamera kayıt faaliyetleri aynı zamanda KVKK’nın 4’üncü maddesinde yer alan genel ilkelere uygun olmalıdır. Bu kapsamda kişisel verilerin hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun şekilde işlenmesi, belirli, açık ve meşru amaçlarla sınırlı olması, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması ve gerekli süre kadar muhafaza edilmesi gerekmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 417’nci maddesi de bu değerlendirme bakımından önemlidir. Anılan hüküm uyarınca işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermekle yükümlüdür. İşverenin işçiyi gözetme borcu, yalnızca fiziksel güvenliğin sağlanması ile sınırlı olmayıp, işçinin kişilik haklarının ve manevi bütünlüğünün korunmasını da kapsamaktadır. Dolayısıyla işverenin kamera sistemi kullanırken çalışanın kişilik haklarını zedelemeyecek, onu sürekli baskı altında hissettirmeyecek ve özel hayatına ölçüsüz şekilde müdahale etmeyecek bir sistem kurması beklenmektedir.

İşverenin yönetim hakkı ile çalışanın makul mahremiyet beklentisi arasındaki denge.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ise işverenlere iş yerinde sağlık ve güvenliğin sağlanması, risklerin önlenmesi ve alınan tedbirlere uyulup uyulmadığının izlenmesi bakımından çeşitli yükümlülükler yüklemektedir. Bu nedenle bazı iş yerlerinde kamera kullanımı, özellikle tehlikeli üretim alanları, depo, sevkiyat, yükleme- boşaltma, makine ve ekipman güvenliği gibi alanlarda iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin parçası olarak değerlendirilebilecektir. Ancak bu noktada da izleme faaliyetinin İSG amacıyla sınırlı kalması, çalışanın performansını veya davranışlarını sürekli denetleyen bir araca dönüşmemesi gerekmektedir. Sonuç olarak, iş yerlerinde kamera kullanımı mutlak surette yasak bir faaliyet değildir. Bununla birlikte kamera kullanımı, işverenin tek taraflı yönetim hakkı kapsamında sınırsız şekilde karar verebileceği teknik bir tercih de değildir. Her somut olayda amaç, kapsam, yerleşim, teknik özellik, kayıt süresi, erişim yetkisi ve çalışan üzerindeki etki birlikte değerlendirilmelidir.

Duyuru Öncesinde Kurul ve Yargı Kararları Işığında Oluşan Yaklaşım

“Yargıtay 9. HD, Danıştay 10. Dairesi ve Kurul kararlarının iş yerinde kamera kullanımına çizdiği sınırlar: ölçülülük, son çare ve veri minimizasyonu.”

İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemleri · KVKK Güncel Yaklaşımı 4 8.06.2026 tarihli Duyuru’nun öneminin anlaşılabilmesi için, Kurum ve yargı organları tarafından daha önce oluşturulan yaklaşımın incelenmesi gerekmektedir. Zira Duyuru, iş yerlerinde kamera kullanımına ilişkin tamamen yeni bir hukuki rejim getirmemekte; daha önce Kurul kararları, Danıştay içtihatları ve doktrinde dağınık halde ele alınan ilkeleri bütüncül bir metin altında toplamaktadır. Duyuru öncesindeki uygulamada, iş yerlerinde kamera kullanımının kategorik olarak hukuka aykırı kabul edilmediği görülmektedir. Kurul ve yargı organları, iş yeri güvenliğinin sağlanması, iş kazalarının önlenmesi, şirket malvarlığının korunması, suçların önlenmesi ve tespitine yardımcı olunması, kritik üretim veya depolama alanlarının korunması gibi amaçlarla kamera kullanılmasını prensip olarak meşru kabul etmiştir. Bununla birlikte, bu meşru kabul hiçbir zaman sınırsız bir gözetim yetkisi olarak yorumlanmamıştır.

Özellikle ölçülülük, veri minimizasyonu ve son çare ilkeleri duyuru öncesi dönemde de uygulamanın merkezinde yer almıştır. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 22.02.2024 tarihli, 2024/1311 E. ve 2024/3381 K. sayılı kararında kişisel verilerin işlenmesinde “hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma”, “belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme” ve “ölçülülük” ilkelerine uyulması gerektiği vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, kamera sistemleri bakımından da işverenin yalnızca genel bir güvenlik gerekçesine dayanmasının yeterli olmadığını; veri işleme faaliyetinin somut ve meşru bir amaçla sınırlı tutulması gerektiğini göstermektedir. Danıştay kararlarında ise kamera kullanımının özellikle “son çare” niteliği ön plana çıkmaktadır. Danıştay 10. Dairesi’nin 14.05.2018 tarihli, 2015/2995 E., 2018/1736 K. sayılı kararı ile 11.01.2021 tarihli, 2019/10118 E., 2021/43 K. sayılı kararlarında kamera sistemlerinin çalışanların çalışma alanlarını görecek şekilde kurulmasının ancak son çare olarak kabul edilebileceği belirtilmiştir.

Buna göre, aynı amaca daha az müdahaleci yöntemlerle ulaşılabiliyorsa, kamera kullanımı ölçüsüz kabul edilebilecektir.

“Veri koruma hukukunda temel soru “kamera kullanılabilir mi?” değil; “aynı amaca daha az müdahaleci bir araçla ulaşmak mümkün müdür?” sorusudur.”

Bu yaklaşımın pratik sonucu oldukça önemlidir. Veri koruma hukukunda temel soru yalnızca “kamera kullanılabilir mi?” değildir. Asıl soru, “ulaşılmak istenen amaca kamera dışında daha az müdahaleci bir araçla ulaşmak mümkün müdür?” sorusudur. Örneğin giriş-çıkış kontrolü bakımından kartlı geçiş sistemi yeterliyse, çalışanların yüzlerini sürekli kaydeden bir kamera sistemi ölçüsüz kabul edilebilir. Benzer şekilde üretim verimliliğinin takibi için iş akışı raporları veya vardiya denetimleri yeterliyse, tüm üretim hattını çalışanların davranışlarını izleyecek şekilde sürekli kayda alan bir sistem hukuki risk doğuracaktır. Duyuru öncesi dönemde izleme yapılan alanlar bakımından da belirli bir ayrım oluşmuştur. Danıştay 10. Dairesi’nin 11.01.2021 tarihli, 2019/12558 E., 2021/42 K. sayılı kararında bina giriş-çıkışları, koridorlar, otoparklar ve güvenliğin öncelikli olduğu dış çevreler gibi alanlarda kamera kullanımına daha olumlu yaklaşılmıştır.

Buna karşılık tuvalet, soyunma odası, mescit, duş ve dinlenme odası gibi mahremiyet beklentisinin yüksek olduğu alanlarda kamera kullanımının hukuka aykırı olduğu kabul edilmiştir. Kurul’un 04.08.2022 tarihli ve 2022/797 sayılı kararı ile 10.08.2023 tarihli ve 2023/1356 sayılı kararında da mahremiyet beklentisinin yüksek olduğu alanlarda kamera kullanımının hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Bu kararlar, çalışanların iş yerinde dahi özel hayatlarının tamamen ortadan kalkmadığını ve bazı alanlarda mahremiyet beklentisinin daha yoğun şekilde korunması gerektiğini göstermektedir. Çalışma alanları bakımından ise daha hassas bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 15.10.2020 tarihli, 2020/1215 E., 2020/1870 K. sayılı kararında kameraların doğrudan çalışanın masasını, performansını veya diğer kişilerle iletişimini sürekli denetleyecek şekilde İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemleri · KVKK Güncel Yaklaşımı 5 konumlandırılmasının özel hayatın gizliliği bakımından sorun doğurabileceği belirtilmiştir.

Bu yaklaşım, kamera sistemlerinin yalnızca fiziksel olarak nerede bulunduğunun değil, hangi alanı ne şekilde gördüğünün de önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Aydınlatma yükümlülüğü de duyuru öncesi dönemde önemli bir başlık olarak karşımıza çıkmaktadır. KVKK’nın 10’uncu maddesi uyarınca veri sorumlusu, kamera sistemleri aracılığıyla kişisel veri işlediği konusunda çalışanları, ziyaretçileri ve ilgili kişileri bilgilendirmekle yükümlüdür. Kurul’un 24.11.2022 tarihli ve 2022/1249 sayılı kararında, “Bu iş yeri güvenliğiniz için 7/24 kamera ile izlenmektedir” gibi uyarı levhalarının şeffaflık bakımından temel gerekliliklerden biri olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte güncel yaklaşımda yalnızca genel bir levha asılması yeterli görülmemekte; veri sorumlusunun kayıt amacı, saklama süresi, hukuki sebep, veri aktarımı ve ilgili kişi hakları konusunda daha kapsamlı bilgilendirme yapması beklenmektedir. Ses kayıtlı sistemler bakımından Kurul’un yaklaşımı daha da sınırlayıcıdır.

Kurul’un 12.03.2020 tarihli ve 2020/212 sayılı kararında, görüntü kaydı ile amaçlanan fayda sağlanabiliyorsa ayrıca ses kaydı yapılmasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve bireylerde sürekli gözetim endişesi yaratarak özel hayatın gizliliğine müdahale teşkil ettiği değerlendirilmiştir. Bu yaklaşım, Duyuru’daki ses kaydı vurgusunun da temelini oluşturmaktadır. Biyometrik veri işleyen sistemler bakımından da benzer bir hassasiyet söz konusudur. Kurul’un 01.12.2020 tarihli ve 2020/915 sayılı kararında mesai takibi amacıyla yüz tanıma veya parmak izi gibi biyometrik verilerin işlenmesinin, daha az müdahaleci yöntemler mevcutken ölçüsüz kabul edilebileceği belirtilmiştir. Bu karar, özellikle yüz tanıma özellikli kamera sistemleri, akıllı giriş-çıkış sistemleri ve yapay zekâ destekli çalışan takip mekanizmaları bakımından önem taşımaktadır. Duyuru öncesindeki kararlar birlikte değerlendirildiğinde, Kurul ve yargı organlarının iş yerlerinde kamera kullanımına kategorik olarak karşı olmadığı; ancak bu kullanımın güvenlik ve iş sağlığı gibi somut, meşru ve sınırlı amaçlarla yürütülmesini, mahremiyet alanlarına müdahale edilmemesini, ses ve biyometrik veri gibi daha müdahaleci yöntemlerden kaçınılmasını ve sistemin sürekli performans denetimi aracına dönüştürülmemesini beklediği görülmektedir.

08.06.2026 Tarihli Duyuru ile Birlikte Ön Plana Çıkan Yeni Yaklaşım

Kamera konumu, saklama süresi ve aydınlatma levhaları ayrı ayrı değil, birlikte değerlendirilir.
““Güvenlik aracı” mı, “çalışan gözetim aracı” mı? Kurum, bu tartışmaya açık cevap veriyor; meşru amaçla fonksiyon genişlemesi arasındaki çizgiyi”

Cnetleştiriyor. K urum’un 08.06.2026 tarihli Duyurusu, duyuru öncesinde oluşan bu hukuki zemini daha görünür ve sistematik hale getirmiştir. Duyuru’nun en önemli yönü, iş yerlerinde kullanılan güvenlik kameralarının İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemleri · KVKK Güncel Yaklaşımı 6 “güvenlik aracı” mı yoksa “çalışan gözetim aracı” mı olduğu tartışmasına Kurum tarafından açık cevap verilmesidir. Kurum, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması, iş kazalarının önlenmesi, iş yeri güvenliğinin temini, suçların önlenmesi ve tespitine yardımcı olunması gibi amaçlarla kamera kullanımının mümkün olabileceğini kabul etmektedir. Bu yönüyle Duyuru, iş yerlerinde kamera kullanımını yasaklayan veya tamamen sınırlayan bir metin değildir. Ancak Kurum, kamera sistemlerinin belirlenen amaç dışında ve ölçüsüz şekilde kullanılmasının özel hayatın gizliliği hakkına müdahale edebileceğini ve kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesine neden olabileceğini açıkça ortaya koymaktadır.

Duyuru’nun en güçlü vurgusu, çalışanların performansının, verimliliğinin veya disiplininin kamera sistemleriyle izlenmesinin meşru amaç kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkindir. Bu kapsamda Kurum, çalışanların verimli çalışıp çalışmadığını görmek, disiplini artırmak, genel kontrol sağlamak veya çalışanları denetlemek gibi soyut amaçların kamera kullanımı bakımından meşru kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Bu ifade uygulama bakımından oldukça önemlidir. Zira birçok iş yerinde kamera sistemleri başlangıçta güvenlik gerekçesiyle kurulmakta, ancak zaman içinde çalışanların davranışlarının izlenmesi, mola sürelerinin kontrol edilmesi, iş disiplini takibi veya performans değerlendirmesi amacıyla kullanılabilmektedir. Duyuru ile birlikte bu tür fonksiyon genişlemelerinin KVKK bakımından ciddi risk doğurduğu açık hale gelmiştir. Başka bir ifadeyle veri sorumlusu, kamera sistemini aydınlatma metninde “iş yeri güvenliği” amacıyla kullandığını belirtse dahi, fiilen çalışan performansını izlemek veya çalışan davranışlarını denetlemek amacıyla kullanıyorsa, bu durum hukuka aykırı veri işleme olarak değerlendirilebilecektir.

“Aydınlatma metninde “iş yeri güvenliği” yazsa dahi, sistem fiilen çalışan performansını izlemek için kullanılıyorsa bu hukuka aykırı veri işlemedir.”

Duyuru’nun bir diğer önemli yönü, çalışanların makul mahremiyet beklentisine yapılan güçlü vurgudur. Kurum, iş yerinde bulunulmasının çalışanların tüm mahremiyet beklentilerini ortadan kaldırmadığını kabul etmektedir. Bu nedenle kamera sistemlerinin konumu, görüş açısı, yakınlaştırma özellikleri, kayıt sürekliliği ve izlenme sıklığı çalışan mahremiyeti dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu yaklaşım özellikle açık ofisler, üretim hatları, depo alanları, yemekhaneler, mola alanları ve sosyal alanlar bakımından önem taşımaktadır. Örneğin giriş-çıkış güvenliğini sağlamak amacıyla konumlandırılan bir kamera ölçülü kabul edilebilecekken, çalışanların masa başındaki davranışlarını veya diğer kişilerle iletişimlerini sürekli izleyecek şekilde konumlandırılan bir kamera ölçüsüz kabul edilebilecektir. Duyuru’da geniş açılı ve yüz odaklı kayıtlar bakımından da özel bir uyarı yapılmaktadır. Kurum, izleme kapsamı ve yoğunluğu arttıkça müdahalenin ağırlığının da artacağını belirtmekte; iş yerindeki tüm alanları kapsayan geniş açılı veya yüz odaklı kayıtların yapılmaması gerektiğini ifade etmektedir.

Bu yaklaşım, veri minimizasyonu ilkesinin kamera sistemleri bakımından teknik düzeyde uygulanması gerektiğini göstermektedir. Ses kayıtlı sistemler bakımından Duyuru oldukça açık ve sınırlayıcı bir tutum benimsemektedir. Ses kaydı, özel hayatın gizliliğine son derece müdahaleci bir yöntem olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle ses kayıt özelliği bulunan kameraların hukuka uygun gerekçesi ve gerekliliği açıkça ortaya konulmadan kullanılmaması gerekmektedir. Uygulamada bu durum, iş yerlerinde kullanılan kamera sistemlerinde mikrofon fonksiyonlarının kontrol edilmesini ve açık bırakılmışsa kapatılmasını gerektirebilir. Saklama süreleri bakımından da Duyuru önemli bir yenilik içermektedir. Kurum, kamera kayıtlarının gereğinden uzun süre saklanmasının KVKK’ya aykırılık teşkil edebileceğini belirtmiş ve mümkün olan en kısa sürenin İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemleri · KVKK Güncel Yaklaşımı 7 tercih edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca sistemlerde otomatik imha mekanizmasının bulunması gerektiğine işaret edilmiştir.

Bu ifade, kamera sistemleri bakımından teknik altyapı ile hukuki uyumun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Son olarak Duyuru, kayıtların yetkisiz kişilerle paylaşılmaması, yalnızca yetkili kişilerin kayıtlara erişebilmesi, yetki matrisi oluşturulması ve kamera verilerine kimlerin hangi şartlarda erişebileceğinin belirlenmesi gerektiğini de vurgulamaktadır. Bu husus, kamera kayıtlarının yalnızca toplanması değil, muhafazası ve erişim süreçlerinin de KVKK kapsamında denetim konusu olduğunu göstermektedir.

Avrupa Veri Koruma Hukukunda Benimsenen Yaklaşım ve Türk Hukukuna Yansımaları

“Geleneksel uygulama alışkanlıkları ile güncel veri koruma standartlarının karşılaştırması: amaç, konum, ses, saklama, erişim ve aydınlatma.”

Durum’un Duyurusu, iş yerlerinde kamera kullanımına ilişkin geleneksel uygulama alışkanlıkları ile güncel veri koruma standartları arasındaki farkı açık şekilde ortaya koymaktadır. Uygulamada uzun yıllar boyunca kamera sistemleri çoğu zaman teknik bir güvenlik yatırımı olarak değerlendirilmiş; kameraların hangi alanları gördüğü, kayıtların ne kadar süre saklandığı, kimlerin eriştiği veya çalışanlar üzerinde nasıl bir etki yarattığı yeterince analiz edilmemiştir. Oysa güncel KVKK yaklaşımı ve Avrupa veri koruma hukuku standartları, kamera sistemlerinin yalnızca teknik bir güvenlik aracı olarak değil, yüksek müdahale potansiyeline sahip bir kişisel veri işleme faaliyeti olarak değerlendirilmesini gerektirmektedir. Aşağıdaki tabloda, Kurum tarafından yayımlanan Duyuru ile birlikte öne çıkan değerlendirmeler ile Avrupa veri koruma hukukunda benimsenen yaklaşım karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır.

“Risk Doğurabilecek Uygulamalar & Beklenen Yaklaşım”

Değerlendirme KVKK Bakımından Risk Doğurabilecek Kurum Duyurusu ve Avrupa Veri Koruma Konusu Uygulamalar Hukukunda Benimsenen Yaklaşım İşleme Amacı ve Tesis güvenliği, genel denetim, anlık Sadece güvenlik ve iş sağlığı. Kapsamı performans kontrolü ve mesai saatlerinin Disiplin/performans gözetimi yasaktır. takibi. İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemleri · KVKK Güncel Yaklaşımı 8 Değerlendirme KVKK Bakımından Risk Doğurabilecek Kurum Duyurusu ve Avrupa Veri Koruma Konusu Uygulamalar Hukukunda Benimsenen Yaklaşım Kamera Konumu ve Çalışanların doğrudan yüzünü, masalarını ve Yalnızca güvenlik riski taşıyan odak noktaları Açısı bilgisayar ekranlarını görecek geniş açılar. (dış kapı, giriş-çıkış, kasa, depo gibi). Özel ve Sosyal Yemekhane, mola alanları ve ortak Dinlenme alanları, mescit, soyunma odası, Alanlar mutfaklarda kesintisiz ve detaylı gözetim emzirme odası ve tuvaletlerde mutlak kayıt yapılması. yasağı. Ses Kaydı Kameraların üzerinde bulunan dahili İstisnai ve yasal bir zorunluluk yoksa ölçülülük Fonksiyonu mikrofonların (ortam dinlemesinin) aktif ilkesine açıkça aykırılık teşkil edebilir; bırakılması.

yapılmamalıdır. Veri Saklama Cihazın hard diski dolana kadar, aylar hatta Amaca ulaşıldığı anda son bulan en kısa süre yıllar süren belirsiz süreli depolama (makul süre). Otomatik veri imha mekanizması alışkanlığı. şarttır. Sisteme Erişim ve Alt ve üst düzey yöneticilerin kamera ara Katı yetki matrisleriyle sınırlandırılmış erişim. Loglama yüzlerine dilediği zaman, serbestçe Her izlemenin dijital iz (log) kaydının tutulması erişebilmesi. zorunluluğu. Aydınlatma İş yerinin girişine asılan standart, detaysız İzlenen alanı, kesin amacı, saklama süresini ve Yükümlülüğü “Bu alanda kamera kaydı yapılmaktadır” ses/görüntü detayını içeren şeffaf aydınlatma levhaları. metinleri. Sistem Kurulum İşverenin tek taraflı, teknik bir kararıyla GDPR kapsamında zorunlu tutulan Veri Kararı donanımın doğrudan satın alınıp kurulması. Koruma Etki Değerlendirmesi (DPIA) benzeri ön risk analizleri. Bu karşılaştırma, Duyuru sonrasında veri sorumlularından beklenen uyum yaklaşımının yalnızca aydınlatma metinlerini güncellemekten ibaret olmadığını göstermektedir.

Avrupa uygulaması, teknik yeterlilikten önce gereklilik ve ölçülülüğü tartar.

Kamera sistemlerinin amacı, teknik mimarisi, fiziksel yerleşimi, erişim yönetimi, saklama süresi ve imha mekanizması birlikte değerlendirilmelidir. Bu doğrultuda veri sorumlularından beklenen yaklaşım, yalnızca kamera sistemlerinin hukuki dayanağını ortaya koymak değil; aynı zamanda söz konusu sistemlerin gerçekten gerekli olduğunu, daha az müdahaleci yöntemlerle aynı sonuca ulaşılamadığını ve çalışanların temel hakları üzerindeki etkilerinin değerlendirildiğini de gösterebilmeleridir. İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemleri · KVKK Güncel Yaklaşımı Veri Sorumluları Açısından Beklenen Uyum Stratejisi ve Aksiyon Planı

“Mevcut sistemlerin yeniden gözden geçirilmesi: amaç, yerleşim, ses, saklama, erişim, aydınlatma ve hesap verebilirlik.”

K urum tarafından yayımlanan Duyuru ve konuya ilişkin mevcut Kurul uygulamaları birlikte değerlendirildiğinde, veri sorumlularının kamera sistemlerine ilişkin süreçlerini yeniden gözden geçirmelerinde fayda bulunmaktadır. Bu kapsamda öncelikle mevcut sistemlerin fiili kullanım amaçlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Kamera sistemleri her ne kadar iş yeri güvenliği veya fiziksel mekân güvenliği amacıyla kurulmuş olsa da uygulamada çalışanların performansının, verimliliğinin, mola sürelerinin veya davranışlarının izlenmesine yönelik bir fonksiyon üstlenip üstlenmediği ayrıca incelenmelidir. Güvenlik amacıyla kurulan sistemlerin zaman içerisinde çalışan gözetimi veya performans takibi aracına dönüşmesi, Duyuru kapsamında öne çıkan temel risk alanlarından birini oluşturmaktadır. Bunun yanında kamera sistemlerinin fiziksel yerleşimi ve görüş açıları da yeniden değerlendirilmelidir. Kameraların gerçekten güvenlik riski bulunan alanlara yöneltilip yöneltilmediği, çalışanların çalışma alanlarını, bilgisayar ekranlarını veya sosyal alanlarını sürekli görecek şekilde konumlandırılıp konumlandırılmadığı incelenmelidir.

Gerektiği durumlarda kamera açıları daraltılmalı, maskeleme veya körleme teknikleri kullanılmalı ve çalışanların mahremiyet beklentisinin bulunduğu alanlar kayıt kapsamı dışında bırakılmalıdır. Duyuru kapsamında özellikle dikkat çeken hususlardan biri de ses kayıtlı sistemlere ilişkin değerlendirmelerdir. Bu nedenle iş yerlerinde kullanılan kamera sistemlerinde mikrofon veya ses kaydı özelliği bulunup bulunmadığının tespit edilmesi önem arz etmektedir. Açık bir hukuki zorunluluk veya somut bir gereklilik bulunmadıkça ses kaydı alınması, görüntü kaydına kıyasla çok daha müdahaleci bir veri işleme faaliyeti olarak değerlendirilebileceğinden, bu tür özelliklerin kullanımının ayrıca gözden geçirilmesi tavsiye edilmektedir. Kamera kayıtlarının saklama süreleri bakımından da mevcut uygulamaların yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Kayıtların cihaz kapasitesi doluncaya kadar veya belirsiz sürelerle saklanması yerine, işleme amacıyla bağlantılı ve gerekli olan en kısa saklama sürelerinin belirlenmesi; bu sürelerin sonunda kayıtların otomatik olarak silinmesini sağlayan mekanizmaların devreye alınması önem taşımaktadır.

Herhangi bir olayın meydana gelmesi halinde ise yalnızca ilgili kayıtların ayrıştırılarak hukuki süreç boyunca muhafaza edilmesi, diğer kayıtların olağan imha süreçlerine tabi tutulması daha uygun olacaktır.

“Kamera sistemleri yalnızca teknik veya operasyonel bir konu değil; kurumsal veri koruma uyum programının bir parçası olarak ele alınmalıdır.”

Duyuru ile birlikte erişim yetkileri ve kayıt güvenliği konuları da daha görünür hale gelmiştir. Bu nedenle kamera kayıtlarına erişebilecek kişiler sınırlandırılmalı, erişim yetkileri yazılı olarak belirlenmeli ve kayıtların İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemleri · KVKK Güncel Yaklaşımı 10 kim tarafından, hangi tarihte ve hangi gerekçeyle görüntülendiğine ilişkin log kayıtları tutulmalıdır. Kamera sistemlerinin yalnızca kayıt alan bir güvenlik mekanizması değil, aynı zamanda kişisel veri işleyen bir sistem olduğu unutulmamalıdır. Aydınlatma yükümlülüğü bakımından da mevcut uygulamaların gözden geçirilmesinde fayda bulunmaktadır. Kamera bulunan alanlarda yalnızca genel uyarı levhalarının bulundurulması yeterli görülmemeli; çalışanlar, ziyaretçiler ve diğer ilgili kişiler bakımından veri işleme amacı, hukuki sebep, saklama süresi, veri aktarım süreçleri ve ilgili kişi haklarını içeren şeffaf aydınlatma mekanizmaları oluşturulmalıdır. Son olarak, özellikle üretim tesisleri, lojistik merkezleri, depolar, kasa alanları veya yüksek güvenlik ihtiyacı bulunan bölgelerde kullanılan sistemler bakımından, kamera kullanımının gerekliliğini ve çalışanlar üzerindeki etkisini ortaya koyan yazılı değerlendirmeler yapılması faydalı olacaktır.

Her ne kadar Türk hukukunda GDPR kapsamındaki Veri Koruma Etki Değerlendirmesi (DPIA) benzeri açık bir yükümlülük bulunmasa da, kamera sistemlerine ilişkin risklerin ve alternatif yöntemlerin önceden analiz edilmesi, veri sorumlularının hesap verebilirlik yükümlülüğünü yerine getirmeleri ve olası Kurum incelemelerinde savunma zemini oluşturabilmeleri bakımından önem arz etmektedir. Bu kapsamda kamera sistemlerine ilişkin politika ve prosedürlerin, saklama ve imha süreçlerinin, yetki matrislerinin, aydınlatma metinlerinin ve veri işleme envanterlerinin bir bütün olarak ele alınması; kamera sistemlerinin yalnızca teknik veya operasyonel bir konu olarak değil, kurumsal veri koruma uyum programının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Sonuç ve Genel Değerlendirme

“Duyuru ile birlikte iş yerlerinde kamera kullanımı, “teknik bir güvenlik yatırımı” olmaktan çıkıp, kurumsal veri koruma uyumunun ayrılmaz bir parçası haline geliyor.”

Kurum’un 08.06.2026 tarihli Duyurusu, iş yerlerinde güvenlik kamerası kullanımına ilişkin yeni bir hukuki rejim oluşturmak yerine, mevcut mevzuat, Kurul kararları ve yargı içtihatları çerçevesinde şekillenen yaklaşımı sistematik bir şekilde ortaya koymaktadır. Duyuru ile birlikte, iş yerlerinde kamera kullanımının güvenlik ve iş sağlığı amaçlarıyla sınırlı olarak değerlendirilebileceği; buna karşılık çalışanların performansını, verimliliğini veya davranışlarını izlemeye yönelik gözetim uygulamalarının veri koruma hukuku bakımından ciddi riskler doğurabileceği açık şekilde vurgulanmıştır. Bu doğrultuda veri sorumlularının kamera sistemlerini yalnızca teknik veya güvenlik perspektifinden değil; veri minimizasyonu, ölçülülük, meşru amaç, çalışan mahremiyeti ve hesap verebilirlik ilkeleri bakımından da değerlendirmeleri önem arz etmektedir. Özellikle kamera sistemlerinin kullanım amacı, görüş açıları, saklama süreleri, erişim yetkileri ve aydınlatma süreçlerinin güncel yaklaşım doğrultusunda gözden geçirilmesi, olası Kurum incelemeleri bakımından önem taşımaktadır. Bilgilerinize sunarız. Saygılarımızla,

İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemleri · KVKK Güncel Yaklaşımı